1) açmak, çözmek: ’Diğeri ise yelkeni fora etti.’ -A. Midhat. 2) argo çıkarmak: ’Arkadaşlar da derinliğine bir samimiyetle ceketlerini fora etmişler.’ -Ç. Altan. 3) argo bıçak, tabanca vb.ni çekip çıkarmak; 4) açmak, çıplak duruma getirmek: ’Gözlerine sürme çeken, kolunu ve omzunu fora eden kız yani ben, kendime yabancı geliyordum.’ -H. E. Adıvar.